Yazan: Adnan Erdoğmuş
Aile şirketlerinin gelecek kuşaklar boyunca yaşatılması ve başarıyla sürdürülmesi için aşağıda sıraladığımız 10 yaklaşımı sahiplenip temel edinmek gerekiyor:
1) Kültürümüzü korumalıyız: Bugünlere bizleri kurucu hissedarlarımızın iş bilgileri, öngörüleri, inançları, azimleri ve değerleri taşıdı. İnsanların olduğu gibi şirketlerin de kurucu liderlerinin ideallerinden, davranışlarından, rol modelliklerinden beslenen kendi nevi şahıslarına özgü karakterleri vardır. Bu karakterimizi korumalı, gelecek kuşaklara ve profesyonellerimize bu kültürümüzü aşılayarak devam ettirmeliyiz. Özümüzü, dokumuzu koruyarak gelişmeli ve yenilenmeliyiz. Kimliğimizi kaybettikçe, işlerimizi de kaybederiz.
2) Varlık sebebimizi unutmamalıyız: Her şirketin en önemli ve ilk varlık sebebi hizmet verdiği müşterileridir, onlar asri unsurlarımızdır. Hissedarlar, çalışanlar, iş ortaklarımız dahil tüm paydaşlar hep birlikte müşterilerimize fayda sunmak için çalışırız ve ancak bunu gerçekleştirebildiğimiz ölçüde başarılı olabiliriz. Tüm iş planlarımızda, politikalarımızda ve uygulamalarımızda hangi aile kuşağımız yönetimde olursa olsun evvelemirde müşteri odaklı düşünmeyi esas almalıyız, onlarsız var olamayız, onlara değer kattıkça değerleniriz.
3) Şirketimizin ihtiyaçlarını önde tutmalıyız: Şirketimizin iş ihtiyaçlarını, ailemizin iç ihtiyaçlarına feda etmemeliyiz. Aile içi taleplerimiz, daha fazla kariyer, refah, bireysel ihtiyaçlarımızın karşılanmasını gerektirebilir. Öte yandan işlerimizi başarıyla sürdürebilmek için daha fazla yatırıma, araştırma-geliştirmeye, inovasyona ihtiyaç duyarız. Şirket kârlarını sermayeye ilave etmek ile aileye kâr payı dağıtmak arasında anlamlı bir denge tutturmalıyız. Aile ihtiyaçlarımızı daha fazla karşılayabilmemiz için, öncelikle şirketimizin gereksinimlerini karşılayarak başarısını yükseltmeliyiz.
4) Yönetim karmaşası yaratmamalıyız: Şirketlerimizi ortaklar genel kurulu, yönetim kurulu, icra kurulu gibi yönetim organları ve profesyonelleri temsil ve ilzam eder. Şirketlerimizin işleyişleri; kendi kuruluş sözleşmelerine, iç yönergelerine, iş politikalarına ve süreçlerine tabidir. Aile anayasamızı ve aile konseyimizi oluştururken, şirketlerimizin bu yönetim organları ve iç mevzuatlarıyla çelişen yeni yapılar değil, onları destekleyen yapılar kurmalıyız. Yönetim politikalarında ve işleyişinde hesap verebilirliği bozacak düzenlemelerden kaçınmalı ve kaos yaratmamalıyız.
5) Aile içi iş iletişimimizde açık ve bütünleyici olmalıyız: Aile üyeleri olarak, aile işimizin bütünlüğüne zarar verecek düzeyde aşırı görüş ayrılıkları ve ölçüsüz rekabet sergilememeli, birbirimizi fikirlerimizi paylaşmak konusunda teşvik etmeliyiz. Aile içerisinde birbirimize dürüst ve açık geri besleme vermeyi alışkanlık edinmeliyiz. Birbirimizden ve başkalarının tecrübelerinden öğrenme kültürümüzü yüksek tutmalıyız. İşlerimizdeki yöneticilerimizle iletişimimizde tek ses olmaya çaba göstermeli, uygulamaya geçirilen, konsensusa varılan fikirleri ve kararları müştereken sahiplenmeliyiz.
6) Kuşaklar arası eşgüdümlülüğü sağlamalıyız: Aile bireylerimizin ve kuşaklarımızın mevcut konumları ve gelecek beklentilerinin birbirlerinden farklı olması doğaldır. Her bir kuşaktaki farklı beklentiler ve ihtiyaçlar aynı kuşaklar içinde dahi günden güne farklılık gösterebilir. Şirketlerimizi gelecek kuşaklara sağlıklı biçimde taşımak istiyorsak; aile anayasamızda, hisse devirleri ve dolayısıyla yönetim devirleri de dahil olmak üzere gelecek kuşaklara geçişlerde uygulanacak esas prensipleri önceden oluşturmalı, kuşaklar içi veya kuşaklar üstü uygulanabilirliği ve sürdürülebilirliği gözetmeliyiz.
7) Kuşak devirlerini zamanında gerçekleştirmeliyiz: Gelecek kuşaklarımızı, şirkette aktif hissedarlığa ve yöneticiliğe, şirketin ihtiyaçlarını ve kendi kariyer beklentilerini uyumlu biçimde gözeten bir gelişim planı hazırlayarak ne geç ne erken, zamanı geldiğinde kendilerine güvenerek yetki ve sorumlulukları devretmeliyiz. Kurucu kuşakları da emeklilik planları çerçevesinde bu devirler için hazırlamalı, gelecek kuşakları işe hazırlamakta ve onlara rehberlik etmekte onlardan faydalanmayı sürdürmeliyiz.
8) Hisse devirlerini adil ve uyumlu kurgulamalıyız: Şirketimizin başarısında rol oynayan aktif 2. Kuşaklarımızı, 2. Kuşak pasif hissedarlarımıza nazaran fazladan hisse tahsisleriyle veya imtiyazlarla donatırken dengeli davranmalı, miras hukukunda saklı paylar gibi konularda yasal uyumu gözetmeliyiz. Performanslar zamanla değişebilir, keza bugünün pasif 2. Kuşağının çocukları ileride şirketin en aktif 3. Kuşak bireyleri olabilirler. Aktif hissedarlarımızın dönemsel emeklerini ve başarılarını; daha ziyade ücret, huzur hakkı, başarı primleri, hayat sigortası, bireysek emeklilik planı benzeri haklar sağlayarak ödüllendirmeliyiz.
9) İşleri büyütmekteki becerimizi ailemiz genişlerken de göstermeliyiz: İşlerimiz büyürken, iş fırsatlarımız kadar iş risklerimiz ve sorumluluklarımız da büyümektedir. Ailemiz genişledikçe de durum farklı olmayacak, bir yandan aile işlerini sahiplenebilecek daha fazla sayıda lider potansiyeli ortaya çıkarken, bir yandan da genişleyen aileye kültürümüzü aşılamak, onları geleceğe hazırlamak için daha fazla çaba gerekecek. Aileyi bir arada tutmak, bağları zayıflatmamak adına geçmişten geleceğe taşıyacağımız prensiplerimizi, aile anayasası gibi düzenlemelerle erkenden kurarak gelenekselleştirmeli, genişleyen işlerimize ve ailemize önceden hazırlıklı ve kapsayıcı olmalıyız.
10) Aile işimizi büyüttükçe anlamını da büyütmeliyiz: Aile şirketimizin en üst paydaşı, toplumun kendisidir. Şirketimiz, içinde yaşadığı topluma sunduğu ekonomik değerler yanında, yarattığı istihdamdan ödediği vergiye dek, sosyal çerçevede de önemli katkılar sağlamaktadır. Bu bilinci ve farkındalığı ailemizin tüm kuşaklarına yaymalıyız. Topluma katkımızı, ailemizin değerleriyle örtüşen alanlarda sosyal sorumluluk uygulamalarıyla zenginleştirerek işimizi ailemize, çalışanlarımıza, müşterilerimize daha anlamlı kılmalıyız. Varlığımızı sürdürebilmemiz, değerlerimizi koruduğumuz ve anlamımızı yükseltebildiğimiz oranda mümkün olacaktır.
Aile şirketlerimizi yaşatmak istiyorsak, bu temel yaklaşımların hepsini doğru geliştirerek, başarıyla hayat geçirmeliyiz.
Birisinde çuvallamamız, diğerlerini iyi kotarsak dahi aile şirketimizi gelecek kuşaklara taşımamızı engelleyebilecektir. Bu 10 temel yaklaşımı ahenkli biçimde sahiplenmek ve eksiksiz uygulamak, aile şirketlerimizin gelecek kuşaklar boyunca yaşatılması ve başarıyla sürdürülebilmesi için bize yol boyunca güç katacaktır.
Aile işlerimize bağlılık seviyemizin ve başarı çıtamızın yükselmesinin, aile şirketleri kurucularımızın ve gelecek kuşaklarının bu temel yaklaşımları sahiplenme ve sergileme becerileriyle örtüş olacağına inanıyoruz.
Başarılı aile şirketlerini, “Değerlerini koruyarak kendisini gelecek kuşaklara taşımış ve topluma mal olmuş şirket” şeklinde tanımlayabiliriz.
“Garip değil mi? Her insanın hayatı başka hayatlara dokunuyor. Etrafta olmadığında da korkunç bir boşluk bırakıyor, değil mi?” Şahane Hayat, Frank Capra”
Mentoro Platform
Mentoro, sürdürülebilir ve kârlı büyümeyi hedefleyen şirketler için strateji, teknoloji ve organizasyon alanlarında danışmanlık sunan bir platformdur.